Mesaj Gemisi | Makaleler

Ana Sayfa | Makaleler | Linkler | Forum | Oyunlar | Etkinlikler | Downloadlar | Sohbet | SSS | Kayıt
  Aktif konu (1)
  Yeni Makaleler (0)
  Kişisel Mesaj
  Favorilerim
  Site İstatistikleri
  KM Haberci
 
 
  Hatırla Parolam?  

Rastgele Makale
Hayatın Kuralları
* İnsanlara beklediklerinden fazlasını ver ve bu işi yaparken kibar ol. * En sevdiğin şiiri ezberle. * Her duyduğuna inanma, elindekinin hepsini harcama ve istediğin kadar uyuma.

Devamını Oku
Bu Kategorideki Diğer Makaleler
  Haftanın Makalesi
  17. Yüzyıl Türk Uyarı Levhaları
Türk Uyarı Levhaları
Devamını Oku
Makale
Giriş >> Makaleler >> Felsefe >> Felsefi Yazılar >> ÖZGE Makaleyi Arkadaşına Gönder
ÖZGE

Özge her insanın içinde. Özge, her 'ben' diyenin, 'bu benim', 'burası bana ait' diyenin içinde. Aynı olarak görünen her şeyin. Her damgaladığımız, yargıladığımız, değerlendirdiğimiz dostumuzun, düşmanımızın, yakınımızın, yabancımızın içinde. Her 'öz' olarak gördüğünüzde bulunan. 'Birine sen şusun' dediğinizde onda bulunan. "Ben özgeyim, senin dediğin gibi değilim diyen" Özgeliğimiz, özümüzde bulunur. Hep ötekiyizdir bundan dolayı. Özüm, özgeliğimdir. Özüm öteki olduğumdur. Levinas'ın bendeki öteki "c'ast l'autre en moi" dediği ben.

İki bin beşyüz yıldan fazla bir zamandır Batı düşünce geleneğinin içinde, her düşünce geleneğinde olduğu gibi keşfedilmesi, yeniden oluşturulması gereken bir anlayış, özge anlayışı. "Başka", "öteki", "diğer" gibi sözcüklerle de yaklaşılmaya çalışılıyor özgeye. Özge, öz ile ilintili olduğu için tüm bu sözcüklerle, terimlerle karşılananları içinde taşıyor, onlardan da daha geniş. "Farklı", "ayrı", "öteki türlü"... Bir anlamıyla Derrida'nın diff'erance'ı.

Çağımız özgenin anlaşılmasını gerektiren bir çağ. Özge ise birçoklarının sanabileceği gibi post-modern bir kavram değil her şeyden önce Bir tutum. Bir anlayış. Bir yaklaşım. İnsana ve gerçekliğe belli bir duruş. Bencil olanın zıttı anlamında da değil her zaman. "Bencil değil, özgecil" sözünde olduğu gibi. Özgelik öz taşınmanın bir sonucu. Özü; kapalı, temeli kendinde, kendi kendini belirleyen, kendi kendine yeten olarak görmemizi engelleyen, özgeliktir. Özgelik, özdeki, ötelik; özdeki öteki türlü olma; özdeki öze tutsakolmama durumudur. İnsan özge bir varlıktır. Varlığın kendisi özgelik taşır.

'ÖZÜMDÜR ÖZGE'
Özgeliğin ayırdına varabilme, onu yaşayabilme özüyle belli bir ilişki kurabilen insanın işidir. Elbette zordur. Çilelidir. Belki zor katlanılır bir travmadır, yıkımdır, örselenmedir. "Ben buyum" damgalanmasını aşmayı gerektirir. "Özüm budur, ben buyum" dediğimde, öbür türlü "autre ment" olma olanağını kapatmamak gerekir. "Özgedir özüm" belki bu söylenebilir, belli bir ihtiyatla. "Özümdür özge". Damgalama, sınıflama, kategorize etme, yönetme, elde etme, ele geçirme ahlakında, herkesin özü etiketlenmiştir. Herkesin ne olduğu, " ne mal" olduğu bellidir. Herkes herkesin kim olduğunu bilir ve bu bilgisiyle ilişkiye geçer. Bir tür taksanomifikasyonla, sınıflandırılıp, kalıplar içine konularak varolmaya çalıştığımız bir ahlak düzeni içindeyiz. Elimize diplomamızı, bonservisimizi, CVmizi alıp, "Ben sizin damgalama ahlakınızla buradayım, beni işe alın" diyorum. "İşte, sınıflandırmalar yaptığımız dünyada, ben sizin sınıflamanıza göre buradayım. Kendimi size kanıtladım. Beni adam yerine koyun" diyorum. " Bana bir öz biçmişsiniz. Özlemediğim özümü katamadığım, bana özgü olmayan bir öz. Ben bu özün taşıyıcısı değilim, beni bu öze hapsedemezsiniz. Bu özle beni sınıflandıramazsınız. Bu özle beni tartamazsınız. Eğer tartmaya kalkarsanız ya "elli dirhem" fazla ya "elli dirhem" az gelirim. Özgeyim ben" diyemiyorum. Özgeliğimin ayırdında değilim. Özümü şişirmem, kendimi bir şey sanmam özgesiz özümden, özürümden geliyor. Özgeliğimi tanımam, özürümü tanımamı gerektirir. İçimdeki, özümdeki, katı, çirkin, kaba, değişmez, kokuşmuş şeyleri temizlememi gerektirir. "Bir çeşit ruhsal, düşünsel, etik lavman, teskiye". Öz, kendinin değildir. Özge, özgeliğiyle özdür. "Hegel, ardından Marx bir anlamda 'dialektik' sözüyle değindiler özgeliğe!" Özgelik, özden önce gelir. Öteki, benden öncedir. Benle başlamaz hiçbir şey. Ben ötekini içinde taşıyan bir varlıktır. Ötekiyle ben olur.

'BİR BEN VARDIR'
İnsan, Batı Düşüncesinde Kartezyen Cogiyo'yla birlikte beni yeniden keşfetti. "Ben" Edmund Husserl'le Strenge Wissenschaft kesin bilme olarak sağladı. Husserl "bende, güveni, güvenceyi, logos'u buldu. "Ben" den öze doğru bir yolculuğa çıkyı. Özdeki özgeyi anlamak, Heidegger gibi zeyrek bir Alman'a Levinas gibi dini daha çok bütün bir Musaviye düştü.

Bizim kültürümüzde özge anlaşılmış mıdır? Yaşantı olarak, söz olarak evet. Felsefe olarak hayır. Tasavvuf bir yorumuyla özgelik yaşamıdır. "Ene" den, "ben" den kurtulmadır. Yunus'un dediği gibi "Bir ben vardır bende, benden içerü" "Bu benden içeri" olan, özden içeri olandır. Zamandan da içeri olandır. "Levinas'ın deyimiyle zamanın öbür yüzünde olan, en deça du temps!dır." Özgenin keşfi , özün baskısından, bencilliğinden, kalıplarından arınmakla olur. Öteki insanın ötekiliği, onun benden özge, benden farklı biri olarak, sonsuzluğu içinde, ona şiddet uygulamamaya çalışarak, onu yaşayabilmekle gerçekleşir.

Dünyada binlerce yıldır yaşanan şiddetin kaynaklarından biri de, ne kendi özümüzdeki özgeliği, ne de öteki insandaki özgeliği anlayıp yaşamayı başarabilmemizdendir. Özgelik, yüzyıllardır gereksinim duyduğumuz, onsuz yapamayacağımızı artık iyice anladığımız, özümüze özgü özlemimizdir.



Ekart
Okunma: 716
Derece: Derece: 5 : 5 kullanıcı
Eklenme: 5 Temmuz 2004
Yazar/Kaynak: Ahmet İnam
Kaynak email/web sitesi: Anonim
Gönderen: yaylaçiçeği
Yorumlar: 0 Yorum | Derecelendir

Geri
Giriş Gizlilik İlkeleri Hata Bildir Site Bilgisi Siteyi Arkadaşına Tavsiye Et Sayfa Üstü

© 2002 - 2004 Mesaj Gemisi